İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, işletmeler açısından sonbaharın yazdan daha zor geçeceğini belirterek, “Sonbahar bugünden çok daha sıkıntılı olacak. Bunları zaten geçici mühlet kararları, iflaslar, konkordatolar, protesto edilen çek, senet rakamlarında zaten görüyoruz” dedi. Usta, birçok fabrikanın satılmak istendiğini ifade ederek, “Yabancıları bir miktar daha fazla piyasada görebiliriz. Kelepir fiyatına Türk sanayisinin, biraz daha fazla yabancılaştığını görme durumuyla da karşı karşıya karşılaşacağız” diye konuştu.
Haber: Halil YATAR / Kameraman: Cemal Berk AYTEKİN
(ANKARA) – İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Erhan Usta, işletmeler açısından sonbaharın yazdan daha zor geçeceğini belirterek, “Sonbahar bugünden çok daha sıkıntılı olacak. Bunları zaten geçici mühlet kararları, iflaslar, konkordatolar, protesto edilen çek, senet rakamlarında zaten görüyoruz” dedi. Usta, birçok fabrikanın satılmak istendiğini ifade ederek, “Yabancıları bir miktar daha fazla piyasada görebiliriz. Kelepir fiyatına Türk sanayisinin, biraz daha fazla yabancılaştığını görme durumuyla da karşı karşıya karşılaşacağız” diye konuştu.
İYİ Parti Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Usta, ANKA Haber Ajansı’na ekonomik duruma ilişkin açıklama yaptı.
Usta, tüketicilerin açlık sınırının altında yaşan mücadelesi verirken şirket ve sanayicinin çok zor durumda olduğuna dikkati çekti. Yaz aylarının sona ermesiyle turizmden gelen sıcak paranın azalacağını belirten Usta, sonbahar aylarında birçok yerli işletmenin kelepir fiyatına yabancıların eline geçebileceğini söyledi.
“HEM ÜRETEN HEM TÜKETEN KESİMDE SIKINTI VAR”
İşçi, memur ve emeklilerin büyük sıkıntı içinde olduğunu belirten Usta, şunları kaydetti:
“Bu sıkıntının bir süredir sanayide de olduğunu biliyoruz. Yani sanayici de zor durumda. Biraz kur politikası etkisiyle ihracatçı da zor durumda. Yani aslında toplumun genelinde hem üreten kesiminde hem de tüketen kesiminde bir sıkıntı var. Bugün itibariyle bu sıkıntı yüksek. Enflasyonla mücadele programı uygulandığı söyleniyor. Fakat bu programın bazı ayakları, özellikle yapısal reform ayağı ve devlet harcamalarının kısma ayağı eksik olduğu için program çalışmıyor. Bütün mücadelesine rağmen şu anda yaklaşık 3 yılı aşkın bir dönem oldu ama enflasyonun geldiği nokta hala yüzde 30-32 bandında.”
“BANKADAN KREDİ ALAMAYAN FİRMALAR FACTORİNG ŞİRKETLERİNE YÖNELİYOR”
Vatandaşın hissettiği enflasyonun TÜİK’in açıkladığının çok üzerinde olduğunu ifade eden Usta, işletmelerin kullandığı kredi maliyetlerinin ise daha da yüksek olduğunu söyledi. Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Politika faizi yüzde 37 ama fonlama maliyeti yüzde 40. Merkez Bankası bugün bankalara yüzde 40’la para veriyor. Bankalar da bu parayı şu anda ticari kredi olarak minimum yüzde 50 ile satıyor. Bankadan kredi alamayan firmalar factoring şirketlerine gidiyor. Oralarda yüzde 100’e varan faizler var. Dolayısıyla zaten her geçen gün piyasa biraz daha sıkışıyor üretici açısından. Zaten tüketicinin durumunu konuşmuyoruz. Orası vahim bir durum. Yani milyonlarca insan açlık sınırının gelirle hayatını sürdürmeye devam ediyor.
“MALİYETLER ARTIYOR, İÇ PİYASA DARALIYOR”
Firmalar açısından, özel sektör firmaları açısından baktığımızda da piyasa her geçen gün biraz daha daralıyor. Üretim biraz daha zorlaşıyor. Maliyetleri artıyor fakat artan maliyetleri fiyatlarına yansıtamıyor. Bir kısım firmalar yansıtabiliyor. Çok ayrıcalıklı firmalar. Ama genel olarak ben KOBİ ölçeğinde veya iktidarla yakın ilişkisi olmayan firmalar açısından söylüyorum. Yoksa iktidara yakın olan firmaların zaten tuzu kuru. Onlar bir şekilde işlerini götürüyorlar. Ama tabii herkes de o durumda değil. Dolayısıyla gerçekten tırnaklarıyla kazıyarak bir yere gelmiş olan orta ölçekteki, küçük ölçekteki veya büyük ölçekteki bazı firmalarımızın her geçen gün işi biraz daha zorlaşıyor. Artan kredi maliyetleri, artan maliyetler, bunları fiyata yansıtamama ve giderek daralan iç piyasa nedeniyle. İç piyasa daralıyor. Kredi çünkü kredi limitleri sürekli düşürülüyor. Kredi artış imkanları sınırlandırılıyor enflasyonla mücadele programı bağlamında.
“SANAYİCİ ŞU ANKİ EKONOMİK KOŞULLARIN GEÇİCİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR”
Yaz ayları tabii döviz girdisinin, turizm kaynaklı döviz girdisinin döviz gelirlerimizin daha iyi olduğu aylar. Sonbahardan sonra burası da yavaşlamaya başlayacak. Dolayısıyla önümüzdeki günler yaz aylarına göre sonbahardan itibaren, biz piyasanın daha fazla daraldığını, üreticinin, sanayicinin daha zor duruma gireceğini ve ihracatçının da bu çerçevede, sanayicinin bir kısmı da zaten ihracatçı, onların da daha zor koşullarda iş yapacağını göreceğiz. Yani sonbahar bugünden çok daha sıkıntılı olacak.
Şimdi ‘Peki bu kadar sıkıntı var, ihracat gelirlerimiz niye çok düşmüyor’ derseniz, ihracatçı ayakta kalmak durumunda. Zarar da etse üretimini sürdürmeye çalışıyor. Çünkü kurulu bir tezgahı var. Yıllarca emek vererek oluşturduğu bir piyasa var, dış piyasa var, pazarı var. Pazarını kaybetmek istemiyor. Bugünlerin biraz daha geçici olacağını umut ederek, mümkün olduğu kadar hayatını sürdürmeye çalışıyor. Ama uygulanan programın önümüzdeki dönemlerde çok olumlu bir sonuç vermeyeceğine ilişkin de genel bir kabul var. Genel bir beklenti var. Bu çerçevede hepsini birlikte düşündüğümüzde hem içeriyi hem dışarıyı birlikte düşündüğümüzde sonbaharın bugünden çok daha zor olacağını net bir şekilde göreceğiz. Bunları zaten hani o verilere girmek istemiyorum ama geçici mühlet kararlarıdır, iflaslardır, konkordatolarıdır, protesto edilen çek, senet o rakamlarda zaten bunları görüyoruz. Buraya yansıma bazen gecikmeli olur bu işlerde. O gecikmeli yansımanın etkilerini de önümüzdeki dönemde daha fazla göreceğiz.
“TÜRKİYE’DE ŞİRKET AÇMAK KOLAY, KAPATMAK ZOR”
Zaten çok sayıda şirket kapanıyor. Şu anda kapanan var, kapanmak isteyen var. Şimdi aslında kapanacak şirket ama kapanmak için de para gerekiyor. Çünkü vergi borcunuz var, maliye borcunuz var, SSK’ya borcunuz var, diğer borçlarınız var. Türkiye’de şirket açmak kolay ama şirket kapatmak kolay değil. Yani rakamlarda hani şirket kapanma sayısının aşırı olmaması yüksek de çok daha yüksek olmamasının nedeni de bu. Kapanamıyor şirketler borçlarından dolayı.
“TÜRK SANAYİSİNİN KELEPİR FİYATA YABANCIYA SATILDIĞINI GÖREBİLİRİZ”
Kapanacak sayının artıp artmayacağına ilişkin bir şey söylemek biraz daha zor ama bugüne göre baktığımızda çok daha fazla firma zor durumda kalacak. El değiştirmeler artacak. Bakın şu çok net, sanayici şu anda şunu söylüyor, diyor ki ‘2 yıl önce fabrikasını satanın bugün yarı fiyatına, hatta 1/3 fiyatına fabrikasını geri alma imkanı var’ diyor. Yani Türkiye’de artık herkes bu istikrarsızlıklar nedeniyle, bu yanlış yönetim nedeniyle üretici olmaktan, üretmekten vazgeçiyor. Fabrikasını satmaya çalışıyor. Ama onun da alıcısı yok. Yabancıları bir miktar daha fazla piyasada görebiliriz. Kelepir fiyatına Türk sanayisinin, biraz daha fazla yabancılaştığını görme durumuyla da karşı karşıya karşılaşacağız. Bu çok tehlikeli bir durum. Benim esas içimi sızlatan durum bu. Hani içeride diyelim ki bir tanesi sürdüremediği için bir başka yerli alır. Yine ‘Yerli sermayede kaldı bizim firmalarımız. Yabancıya gitmedi’ dersin. Ama bu kadar zorluklar devam ederse, ki devam edecek, şu andaki bütün göstergeler bunun artarak devam edeceğini söylüyor bize, dolayısıyla birçok firma, birçok şirket el değiştirecek, yabancıların eline geçecek. Kelepir fiyatına, yok fiyatına.
“ŞU ANDA EKONOMİK KİRİZİN ÖTESİNDE BİR ŞEYDEN BAHSEDİYORUZ”
Zaten kriz dönemleri böyledir. Ama geçmişteki krizler kısa sürerdi. Bu seferki kriz falan değil. Yani krizin ötesinde başka bir şeyden bahsediyoruz. 8-10 yıl süren bir sıkıntıdan bahsediyoruz. Ekonomik zorluktan bahsediyoruz. Dolayısıyla zaten şirketlerin yabancıların eline geçmesi diye bir durum söz konusuydu. Bundan sonra daha fazla olma ihtimali var. Kelepir fiyatına gitme durumu var. Şimdi bura aslında biraz daha fazla da olabilir. Şundan dolayı olmuyor. Çok daha karlı olan bir şey var yabancılar açısından; sıcak parayı getir Türkiye’ye, dövizini bozdur. Ondan sonra hiçbir şeye yatırmasan bile en risksiz kağıt ne? Hazine kağıdı. Hazine kağıdına yatır. yüzde 40’ı al git. Geçmiş 1 yıla bakın. Dün bozdurduğu döviz yüzde 20 artmış en fazla ama hazine kağıdından yüzde 40 kazanmış. Net olarak neredeyse yüzde 20 döviz cinsinden para kazanmış.
“DÜŞÜK KUR, YÜKSEK FAİZ YABANCI İÇİN MUHTEŞEM BİR ORTAM”
JP Morgan’ın biliyorsunuz açıklaması oldu. Son 2,5 yılda Türkiye’de yanlış hatırlamıyorsam yüzde 50 civarında döviz cinsinden para kazandık dedi. Bu çok net. Biz bu ikazları hep yaptık. Niye? Çünkü enflasyonla mücadele edeceğim diyorsun fakat programın program değil. Tek yaptığın şey faizi yüksek tutmak. Kuru düşük tutuyorsun, faizi yüksek tutuyorsun. Bu yabancılar için muhteşem bir ortam. Yani o yüzden doğrudan sermaye gelmek yerine firmalarımız bu kadar ucuzladı, firma satın almak yerine, para piyasamıza geliyor, tahvil piyasamıza geliyor. Çünkü orada net, ciddi, kemiksiz bir kar var.”
Çankaya Manşet, “Başkentin Kalbinden Güncel Manşetler” anlayışıyla Ankara’nın merkezinden yükselen en önemli gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; gündemi yakından takip eden güçlü bir haber platformudur.
Yorum Yap